6 Ağustos 2012 Pazartesi

House & Monk








Başlığı House vs. Monk da koyabilirdim aslında, ama karşılaştırmaktan veya birbirine üstün çıkartmaktan ziyade iki dizinin benzerliklerinden bahsedeceğim size.

Bir tarafta kendini beğenmiş zeki bir doktor, diğer tarafta tek derdi fazla (!) zeki olması olan takıntılı bir dedektif var. (Monk incelemem için tıklayın.)

İki dizinin de her bölümünde farklı bir vaka çözülüyor; süper-zeki karakterlerimiz sayesinde tabii.

House ukala ve kaba. En büyük hobileri insanlara laf sokmak ve kendi bildiğini okumak. Ama diziyi izleyen insanların %99.999’unun söyleyeceği gibi, dizide en sevilen karakter o. Hatta dizinin izlenme sebebi o.

Monk çekingen ve saf. Mükemmelliyetçiliği sayesinde en küçük kusurları görmekte üstüne yok. Ancak içine kapanıklığı yüzünden insan ilişkilerinde bir adım atabilecek yeterlilikte değil.

İşte burada iki dizinin de en güzel yanı olan ortak noktaya geliyorum. Kuşkusuz iki dizinin de en güzel anları, bu “normal olmayan” karakterlerimizin normal olmaya yaklaştığı, duygusallaştığı anlar. Monk bir hedef uğruna takıntılarını unuttuğu an içiniz içinize sığmıyor, veya House birinden hoşlandığını belli ettiğinde (söylemez o, ancak bakışından anlayabilirsiniz!) dizi hayatınızın en iyi dizisi haline geliyor. Dizi boyunca sizi en çok mutlu edecek şeyin iki karakterden birinin arkadaşına sarılışını görmek olduğunu biliyorsunuz. Dizilerin en unutulmaz bölümleri karakterin geçmişinin anlatıldığı bölümler, en unutulmaz sahneleri duygularının açığa çıktığı sahneler oluyor.

Bir de gülümsediler mi, o an ne derdiniz varsa unutuyorsunuz.

İki karakter de gayet yalnız olduğunu sanıyor. Ama aslında etrafları onları çok seven arkadaşlarıyla çevrili.

İkisi de zavallı olduğunu düşünüyor ve mutsuz. (House’un bir bölümünde üç yüz kez “miserable” kelimesini duyabilirsiniz.) Ama dünyaya yeniden gelseler, hiç tereddütsüz aynı şeyleri yaparlar.

Diziler her bölüm farklı bir konuyu ele alan birer “vaka çözme” dizisi oldukları için birçok senaryo ve kurgu benzerliği de var tabii. Zaten dizilerin bu denli karakter odaklı olmalarının sebebi de sürekli bir kurguya sahip olmamaları.

Karakterlerden bahsetmişken iki usta oyuncunun hakkını vermemek olmaz. Tony Shalhoub (Adrian Monk) ve Hugh Laurie (Gregory House) o kadar iyi iş çıkarıyorlar ki, büyük ölçüde karakterler üzerine kurulu iki dizinin de bu kadar tutmasına şaşmamalı.

Son olarak “House M.D.” ve “Monk” hakkında bir değerlendirme yapmak istiyorum. Şimdiye kadar izlediğim hiçbir dizi, bu ikisini izlerkenki kadar mutlu olmamı sağlamamıştı.

Tony Shalhoub ve Hugh Laurie’ye saygılarımla…

Not: Size Shalhoub ve Laurie’nin gülücükler saçan fotoğraflarından seçtim, ne kadar da mutlu oldunuz değil mi? Evet evet, oldunuz.

*** Dizileri izlediyseniz ve özlediyseniz, şu bölümleri tekrar izleyin:

-Monk Season 8 Episodes 15 & 16 - Mr. Monk And The End Part 1&2

-House Season 3 Episode 12 - One Day One Room

-House Season 4 Episodes 15 & 16 - House’s Head & Wilson’s Heart

-House son iki bölüm

Ekcan: House’un hangi bölümünde hangi şarkı var? Ayrıca Torrent sitelerinde “House M.D. Songs” diye paketlenmiş linkler de bulmanız mümkün. Şarkılar harika çünkü.

Ekcan2: Son sözüm şudur: House izlemediyseniz, izleyin. Monk izlemediyseniz, vaktiniz varsa izleyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder