Hayatımda “Ezel”den daha iyi bir Türk dizisi izlemedim. Ama televizyon için doğru dizi formatı “Ezel” değildir bence. “Lost” da değildir, “Prison Break” de değildir. Televizyonda asıl tutacak dizi formatı “Öyle Bir Geçer Zaman ki”dir, “House”tur, “CSI”dır.
Amerikan dizilerinin çoğunda gördüğümüz bir durum var; diziler kurgu üzerine kurulu, her şey birbiriyle öyle bağlantılı ki seyirci zekasını zorlarken diziye hayran kalmaktan kendini alamıyor. Olaylar hızlı ilerliyor, arada bir şeyi kaçırırsanız tüm dizinin sizin için anlamını yitirmesi ihtimali çok yüksek. Bunlar, dizileri vakti olduğunda bilgisayardan bölüm bölüm izleyen seyirci kitlesi göz önüne alındığında büyük avantajlar, dizi mükemmel bir hâl alıyor çünkü kurgu ve senaryo ön plana çıktığında. Ama gerek Türkiye’de, gerek Amerika’da televizyon izleyen ortalama kitle zap yapan, eğer o akşam komşuda/partide değilse çekirdeğini/patlamış mısırını alıp televizyon karşısına kurulan ve önüne gelen en güzel şeyi izleyen bir kitle. Bu da dizilerin karmaşık bir yapıda olmasını, süreksiz seyircilerin diziye bağlanması açısından bir dezavantaj haline getiriyor.
Aşk-ı Memnu’nun finalini herkes izler, herkes üzerine bir şeyler söyler. Ama Ezel’in finalini ancak diziyi takip edenler izler, bilir, ondan keyif alır. Lost’un finalinin içine sinmediğini ancak dizinin 6 sezonunu eksiksiz izlemiş olanlar söyleyebilir. Bunu da televizyondan, hafta hafta yapmak imkansızdır herhalde. Bu sebepledir ki çok insan televizyonda Ezel’in, EZEL’in finali varken Survivor’da Nihat Doğan’ı izler. Bu sebepledir ki sabahları okulda Flashforward’ın veya Heroes’un veya Ezel’in bir önceki bölümünü 3 kişi konuşurken, Aşk-ı Memnu’nun veya Öyle Bir Geçer Zaman ki’nin veya Yemekteyiz’in önceki bölümünü 30 kişi konuşur. Bu durum iyi veya kötü olduğu için değil, televizyon seyircisi bunu kaldırdığı için. Bu yüzden televizyon seyircisini ve ‘yabancı dizi seyircisi’ni birbirinden ayrı tutuyoruz (tırnak içindeki kitleye Ezel ve Behzat Ç. izleyicileri de dahil diye düşünüyorum).
Her bölüm farklı bir konuyu ele alan -her bölüm farklı bir cinayet/tıbbi vaka vs. çözen- veya kurgusu karmaşık olmadığından bir bölümü anlamak için bir öncekini seyretmenin gerek olmadığı televizyon programlarının daha fazla reyting alması işten bile değil bu durumda. Amerikan televizyonunun da o tarafa kaydığını görüyoruz sanki yavaştan. Eskiden nasıldı pek bilmiyorum gerçi ama, şimdi ne tarafa dönsek her bölümünde farklı bir vakayı işleyen bir dizi: House, Mentalist, Supernatural, CSI’lar, White Collar, NCIS ve adı yurt dışına taşmamış ama reytingleri iç açıcı olan daha onlarcası…
Televizyonlar kaka, Survivor izlemeyin dediğimden değil, yanlış anlamayın. Öyle Bir Geçer Zaman ki ikinci en sevdiğim Türk dizisidir, işim olmadığı salı akşamlarında izlemeyi çok severim. Ama bir hafta kaçırdım diye açıp da bilgisayardan izlemem mesela, zaman kaybı gibi gelir. Bazı dizileri kaçıramazsın, ama onu kaçırabilirsin.
Sonra Heroes, Flashforward falan neden iptal ediliyor diye sormayın. Böyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder